Annesi Shakira ile babasının maçını izledi

İspanya Futbol Ligi La Liga’nın 8. hafta maçları tamamlandı. Ligde Barcelona ve Eibar cumartesi günü karşı karşıya geldi.Barcelona’daki CampNou Stadyumu’nda oynanan ve Barcelona’nın 3-0 galibiyetiyle sonuçlanan maçın tribündeki seyircileri arasında ünlü bir anne ve oğlu da vardı. O ünlü isim Barcelona’nın yıldız futbolcusu Gerard Pique’nin eşi Shakira ve oğlu Milan’dı. 21 aylık Milan, babasının maçını annesinin kucağında izledi. Pique bir ara yedek kulübesine gelen oğlunu kucağına alarak sevdi.

Bisikleti olmayana Kopenhag’da yer yok

Danimarka’nın başkenti Kopenhag, dünyada bisiklet sürülebilecek en iyi yerlerden biri. Özellikle İstanbul gibi trafikten dert yanılan mega şehirler, ‘bisiklet şehir’e sahip olmayı hayal ediyor olabilirler.Ne var ki Kopenhag’ın derdi de başka. Park halindeki bisikletlerin çokluğu, şehrin kimi zaman kontrolden çıkmasına neden oluyor. 1,2 milyon kişinin yaşamını sürdürdüğü ve 350 kilometre bisiklet yolunun olduğu şehirde, halkın neredeyse yüzde 50’si bisiklet kullanarak istikamet yerine varıyor. Sorun ise işte tam bu noktadan sonra başlıyor. Bisikletlerini rastgele bırakanlar, kaldırıma koyanlar, yayaları zor durumda bırakıyor. Niels Jarler, onlardan biri. 30’lu yaşlarda olan ve bisiklet kullanmayan Jarler, özellikle hafta sonları kaldırım yerine yoldan yürüdüğünü anlatıyor. Zira yayalar için yapılan kaldırımın bisikletlerle dolu olduğunu belirtiyor. Kopenhag’daki bisiklet kullananların canı nereye isterse oraya park ettiğine işaret eden Jarler, “Nüfusun da gittikçe ilerlemesiyle bu durum artık çileden çıkarır bir hal aldı.” ifadelerini kullanıyor. Ona göre şehir plancıları, bisiklet konusunu yerel vatandaşları düşünecek şekilde ele almıyor. Kirsten Hoeholt isimli seramik sanatçısı da özellikle şehrin dışındaki tren istasyonunun hafta sonları bisiklet yığınıyla dolu olduğunu söylüyor. Bu sorunun şehrin her yerinde mevcut olduğuna dikkat çekerek, “Daha iyi ve daha çok bisiklet park yerlerine ihtiyacımız var.” diyor.Yaya yollarının bisikletçiler tarafından işgal edilmesinin yanı sıra bir de hırsızlık sorunu var. BBC’de yer alan verilere göre geçen sene 18 bin bisiklet çalındı. Kullanıcılar, genellikle bisikletlerini bir zincir vasıtasıyla istedikleri yere kilitliyorlar. Ancak bu her zaman kalıcı bir çözüm olmuyor. Anton Pilmark isimli bir öğrenci, çoğunlukla eski bisikletleri kullandığını dile getiriyor. Şimdiye kadar hiçbir bisikletini çaldırmayan Pilmark, hırsızlığa karşı bu yöntemin etkili olduğunu düşünüyor. Son 8 yılda 7 bin bisiklet park yeri oluşturulduğu belirtiliyor; ancak nüfus artışı ve bisiklete olan ilgi nedeniyle bu sayının yetersiz olduğu öne sürülüyor.

‘Yeşil Elma’ haberin zirvesinde

Eylül ayında ekrana gelen yemek programları arasında Oktay Aymelek’in hazırlayıp sunduğu Yeşil Elma, en çok izlenen program oldu.Medya takip ajansı Interpress’in hazırladığı raporda, yeni yayın döneminin başladığı eylül ayında kanalların yayınladığı 14 yemek programının sık sık gündeme geldiği tespit edildi. Samanyolu TV’de yayınlanan Yeşil Elma programı, toplam haberde birinci oldu. Geçen ay boyunca ekranda yayınlanan yemek programları arasında çıkan haber sayısına göre Yeşil Elma, 14 haberle birinci olurken Tadı Damağımda 9, Arda’nın Mutfağı 6, Bizim Soframız 5 ve Mucize Lezzetler 4 haberle ilk beş sırada yer aldı.

Bir araba, 24 yıl, 215 ülke

Almanyalı maceracı Gunther Holtorf, tek bir arabayla 24 yıl boyunca 215 ülkeyi gezdi. Cipiyle 900 bin kilometre kat eden Holtorf’un arabası, bu yönüyle Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazandı. Holtorf’un ‘rekorluk’ arabası, Stuttgart şehrindeki Mercedes-Benz Müzesi’nde sergilenecek.Almanya’nın Bavyera eyaletinde yaşayan Gunther Holtorf isimli macera tutkunu, 1990 yılında eşi ile birlikte Afrika’ya doğru seyahate çıktı. Mercedes 300 GD model cipleriyle sorunsuz bir yolculuk geçiren çift, bunu upuzun bir dünya yolculuğuna çevirmeye niyetlendi. Aradan 24 yıl geçti ve şu an 77 yaşında olan Holtorf, seyahatini daha yeni sonlandırdı. Holtorf, 2010 yılında eşi Christine’yi kanserden kaybetse de yolculuğunu yarıda bırakmadı. Tam 215 ülkeyi görme fırsatı bulan Alman maceracı, cipiyle 900 bin kilometre kat etti. Araba, bu yönüyle Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazandı. Zira daha önce bu kadar çok ülkeye giden tek bir araç yok. Holtorf’un cipi, çeyrek asrı bulan dünya yolculukları sırasında 113 defa arabalı feribota bindi ve de 410 kere sınır kapısından geçti.Bir havayolu şirketinde çalışan Gunther Holtorf, Afrika’dan sonra Güney Amerika, Kuzey Amerika, Asya ve Avrupa gibi pek çok bölgeyi rotası haline getirdi. Cipinin arka koltuklarını çıkartarak kendilerine mini bir karavan yapan Holtorf, buraya yerleştirdiği yatak ile uyuma ihtiyacını karşılamış oldu. Daily Mail’de yer alan haberin fotoğraflarında Holtorf’un Tayland, Myanmar, Nepal, Hindistan, Cezayir, Brezilya, Çin ve Fransa gibi ülkelerde çektiği fotoğraflar yer alıyor. Holtorf’un ‘rekorluk’ arabası, önümüzdeki günlerde Almanya’nın Stuttgart şehrindeki Mercedes-Benz Müzesi’nde sergilenecek. Mercedes-Benz Yönetim Kurulu Başkanı Dieter Zetsche, Mercedes marka otomobillerin G modelinin gelecekte de var olacağını söyledi. Holtorf gibi maceracı ruhların olup olmayacağını bilmediğini; ancak olması yönünde ümitli olduğunu dile getirdi.

Yazar, yönetir, oynarım

Woody Allen, Ben Affleck, George Clooney, Uğur Yücel, Nuri Bilge Ceylan ve Cem Yılmaz’ı buluşturan ortak noktaları var. Senaryolarını kaleme alıp yönetmen koltuğuna oturdukları sinema filmlerinde oynamaları.Ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın senaryosunu yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı filmi ‘Pek Yakında’ vizyonda. Yılmaz, her filminde olduğu gibi bu filminde de kamera önüne geçme geleneğini bozmadı. Müzisyen olarak tanıdığımız Mahsun Kırmızıgül de ‘Mucize’ filmi ile 4’üncü kez yönetmen koltuğuna oturdu. Kırmızıgül, diğer filmlerinde olduğu gibi ‘Mucize’de de rol aldı. Kehkeşan Dergisi ekim sayısında sinemanın hem yazan hem yöneten hem de oynayan ünlü isimlerini derledi. Nuri Bilge Ceylan, Yılmaz Erdoğan, Uğur Yücel, Özcan Deniz bu isimlerden bazıları. Woody Allen, Ben Affleck, George Clooney, Quentin Tarantino, Mel Gibson, Kevin Costner ise Hollywood’un yazan, yöneten ve oynayan ünlüleri. Son filmi ‘Kış Uykusu’yla Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Nuri Bilge Ceylan, 2006 yapımı ‘İklimler’ filminin, senaristliğini ve yönetmenliğini yaptı. Ceylan filminin başrolündeydi üstelik. Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazdığı, yönettiği ve oynadığı filmleri ise ‘Vizontele’, ‘Vizontele Tuuba’, ‘Neşeli Hayat’, ‘Organize İşler’ ve ‘Kelebeğin Rüyası’. Ünlü oyuncu Uğur Yücel de ‘Hayatımın Kadınısın’ filminin senaristi, yönetmeni ve başrol oyuncusuydu. Müzisyen kimliğiyle tanıdığımız Özcan Deniz de oyunculuğa yöneldi. Deniz, ‘Ya Sonra’, ‘Evim Sensin’, ‘Su ve Ateş’ filmlerinin hem senaristliğini hem yönetmenliğini yaptı hem de başrolünde oynadı. Woody Allen, yazıp yönettiği 30’ün üzerinde filmin başrolünde. ‘Good Will Hunting-Can Dostum’ filmiyle, en iyi senaryo dalında Oscar ödülü alan Ben Affleck, ‘Hırsızlar Şehri’, ‘Kızımı Kurtarın’ filmlerinde, hem yönetmenlik hem senaristlik hem de oyunculuk yaptı. Affleck, yönettiği ‘Argo’ filmiyle geçen yıl ‘En İyi Film’ dalında Oscar’a uzanmıştı. George Clooney, 2005 yapımı ‘Good Night and Good Luck-İyi Geceler ve İyi Şanslar’ filminin senaryosunu kaleme aldı ve yönetmenliğini yaptı. Mel Gibson, hem yönettiği hem de başrolünü oynadığı ‘Cesur Yürek’ filmi ile ‘en iyi yönetmen’ dalında Oscar ve Altın Küre ödülünü kazandı. Ünlü aktör Sylvester Stallone, hafızalardan silinmeyen ‘Rocky’ ve ‘Rambo’ serilerinin hem yazdı, hem yönetti hem de başrollerinde oynadı. Clint Eastwood, bugüne kadar 60’tan fazla filmde rol aldı ve bunların 30’dan fazlasını yönetti.

Sabah’ın yalan haberine isyan etti: İspatlarsan mesleğimi bırakacağım

Sabah Gazetesi’nin magazin ekinde dün ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ ile ilgili 5 günlük bayram tatilinde 50 bin TL harcadığı yönünde bir haber yer almıştı.Haberde Tatlıtuğ’un sevgilisi modacı Başak Dizer’le Marmaris’e gittiği otelin en pahalı odasını tutarak gecelik 3 bin TL ödediği iddia edilmişti. Ünlü oyuncu, hakkında çıkan habere Twitter hesabından tepki gösterdi. Haberi yazan Yüksel Yavuz’un iddiaları ispatlamasını isteyen Tatlıtuğ, “Eğer ispatlarsan mesleğimi bırakacağım.” dedi. Kıvanç Tatlıtuğ mesajında şu ifadelere yer verdi. “Yalancı, dürüst haber anlayışından uzak, seninle aynı işi yapan değerli meslektaşlarına kötü örnek olan Yüksel Yavuz…“Geçen hafta” yani bayram tatilinde, 50 bin liraya 5 günlük tatil yaptığımı, iki gece yediğim yemeğe 10 bin lira ödediğimi, arka arkaya şampanyalar patlattığımı söyleyerek, güzel memleketimin içimi parçalayan şu karışık döneminde, beni sağduyudan yoksun, vurdumduymaz bir insan gibi göstermeye çalışan Yüksel Yavuz.. Unutma sakın! Ben bu güzel ülkenin vatandaşıyım… Benim “geçen hafta” yani bayram tatilinde nerede kaldığım belli, ne yaptığım belli ve ne kadar fatura ödediğim de belli… Ayıptır… Günahtır… Eğer geçen hafta ismini verdiğin otelde kaldıysam, dediğin miktardaki faturayı ödediysem, iki gece yemeğe o parayı verdiysem ben şu anda yaptığım mesleği bırakacağım… Peki sen bu dediklerini ispatlayamazsan çıkıp özür dileyip, kendi mesleğini bırakacak mısın?”

‘Şişko Nuri’nin büyük hayali

Samsun Büyükşehir Belediyesi Huzurevi’nde kalan ‘Şişko Nuri’ lakaplı oyuncu Sıktı Sezgin, Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan ve Ata Demirer’le aynı projede yer almayı çok istediğini söyledi.Samsun Büyükşehir Belediyesi Huzurevi’nde kalan ve 6 yıldır okullarda çeşitli tiyatrolar sergileyen ‘Şişko Nuri’ lakaplı oyuncu Sıtkı Sezgin, hayatının çok güzel geçtiğini söyledi. Huzurevinde 6′ncı bayramı geride bıraktığını belirten Sıtkı Sezgin şunları kaydetti:”Bu bayram da burada bekledik. Gelen ziyaretçilerle tanıştık, onlarla bayramlaştık. Güzel bir bayram geçirdik diyebilirim. Ben burada dolu dolu 6 yıl geçirdim. Ziyarete gelenler sayesinde çok mutlu bir yaşantım oldu. Benim üvey bir kız kardeşim vardı. Burada onu bulma tanıma imkanı yaşadım. Burada olduğumu öğrenmiş ve beni ziyarete geldi. Aynı annedeniz ve o benim canım, ciğerim. Onunla tanışmanın büyük mutluluğunu yaşadım.”‘DAVET EDERLERSE GURUR DUYARIM’Şu anda kendisine gelen yeni bir iş teklifi olmadığını ifade eden Sıtkı Sezgin sözlerini şöyle sürdürdü:”Ben Cem Yılmaz’ın, Yılmaz Erdoğan’ın ve Ata Demirer’in yaptığı işleri zevkle izliyorum. Sanatının zirvesinde çok değerli üstatlar onlar. Ata Demirer’in çektiği filmlerin birinde, Yılmaz Erdoğan’ın tiyatrosunda o genç kardeşlerimle hep bir arada rol yapmayı çok istiyorum. Bu insanların hakları hiçbir zaman kolay kolay ödenmez. Onlardan bana bir teklif gelmesini çok isterim. Eğer benim bu konuşmama ses verirler ve davet ederlerse çok gurur duyarım.”VERGİ LEVHASI SIKINTISIYeni eğitim öğretim döneminde okullarda tiyatro gösterileri yapmaya devam edeceğini belirten Sıtkı Sezgin, şunları söyledi:”Ben emekliyim ve bu oyunları yaparken tek bir sıkıntı yaşıyorum. Milli Eğitim Müdürlükleri bizden vergi levhası istiyor. Bu nedenle bazı Milli Eğitim Müdürlükleriyle sıkıntı yaşıyoruz. Ben huzurevinde kalıyorum. Vergi levhasını nereden bulayım. Halbuki biz oynadığımız oyunlardan gelen paralardan okullara pay bırakıyoruz. Neden böyle bir zorlukla karşılaşıyoruz anlamıyorum. Bazı Milli Eğitim Müdürlükleri kişiliğimize, sanatçılığımıza ilgi gösterip izin veriyor. Mesela bu yıl için 60 ile yazı gönderdik. Şuana kadar 35 tanesi olumsuz, 1 tanesi olumlu geldi. Olumsuz olanlar vergi levhası istedi. Geri kalan illerden nasıl bir cevap gelecek onu da bilmiyoruz. Biz sanatçıyız. Okullardaki gösterilerimizi zevkle yapıp, öğrencilerimize mesajlarımızı ulaştırma mutluluğunu tadıyoruz. Ama böyle zorluklar olunca hayal kırıklığı yaşıyoruz. Aslında onlar da haklı. Yaptığımız işin karşılığında bir bedel alıyoruz ve bunun da vergisi olmalı. Ama imkansızlıklar dahilinde emekli olmuş, huzurevinde kalan kişilere de sıradan kişiler gibi davranılmaması lazım diye düşünüyorum. Bizler sanatçıyız ve destek olunmasını bekliyoruz.”(DHA)

Cem Yılmaz: Türkiye’de kendimi özgür hissetmiyorum

Ünlü komedyen Cem Yılmaz, kendisini Türkiye’de özgür hissetmediğini söyleyip ”Nedir lan, savaş şartlarındaki gibi devamlı mücadeleyle hak elde etme meselesi? Bana hiç medeni gelmiyor” dedi.Gösteri için gittiği New York’ta Hürriyet’e konuşan Yılmaz, ‘Kendini Türkiye’de özgür hissediyor musun?’ sorusuna şu cevabı verdi:”Elbette değil, hissetmiyorum. Allahtan benim bir alanım, alanlarım var. Oysa insan olağan haliyle özgür hissetmeli. Bunun için illa kahramanlık yapmasına gerek kalmamalı. Senin doğal hakkın olmalı… Nedir lan, savaş şartlarındaki gibi devamlı mücadeleyle hak elde etme meselesi? Bana hiç medeni gelmiyor!”‘Bu ülkede insanlar hoyrat’”Kuralı severim ama kuralların da çok iyi düşünülmüş olması lazım” diye devam eden Yılmaz, ”Medeniyetin ölçüsü bu. Sebebi sosyolojiyle, ekonomiyle, pozitif bilimlerle açıklanmış kuralları kabul ederim. Bu ülkede insanlar birbirlerine karşı çok hoyrat. En belirgin özelliğimiz bu. Çünkü fikrin dövüşerek kazanıldığını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.‘Dövüşmek anlamlı değil’Cem Yılmaz, ‘‘Ben bu dövüşme meselesini üç yaşından beri anlamlı bulmuyorum. Üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek… Bu kısmını halledersek sonra düşüneceğiz, o üzümden şarap mı yapalım yoksa şıra mı? Dinamik bir memleket olması çok iyi, ama bağcıyı dövme, dövmeyelim” dedi.‘Central Park’ta TOMA niye yok!‘Gösterisinde New York’un sembolik parkı Central Park hakkında ”Kocaman parkınız var ama bir şeyi eksik. Hiç TOMA’sı yok. Bizim g.t kadar parkımız var, 22 tane TOMA bekliyor, naber?” diyen Yılmaz, Türkiye’deki TOMA ‘takıntısı‘nı da ti’ye aldı:”O kadar belirgin bir sembol ki, laf etmeden duramadım! Düşünsene, şu anda hepimiz dünyanın rantı en yüksek şehrindeyiz. Ama onların aklına o parka bir şey yapmak gelmiyor. Bu yüzden Amerikalıları çok ayıpladım! Gidecek çok yolları var. Gerçekten ekonomiyi hiç bilmiyorlar. Bak, birkaç yıl önce batmalarının nedeni de bu (gülüyor).”‘Gezi’de bilmediğimiz ne olabilir?’Cem Yılmaz, tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Parkı eylemleriyle ilgili de şu yorumu yaptı:”Patlama işte! Ne olabilir? Benim tanıdığım birçok insan birey olarak çok rencide olduğu için reaksiyon gösterdi. “Ama Gezi’de bilmediğiniz çok şey var” kısmına ise pek inanmıyorum. Madem öyle, birinin de o bilmediğımiz şeyleri çıkıp anlatması gerekmiyor mu? Bilelim o zaman… Fikri ne olursa olsun herkesin kabul edebileceği şeyler var: Nezaket, fikri anlama çabası… Gezi sürecinde “Ben nazik miyim? İnsana önem veriyor muyum?” sorgulamasını yaşadık. Onun dışında siyaset, politika o kadar sıkıcı ki…’‘

Berkant, ölümünün 2. yılında anıldı

Aramızdan ikiyıl önce ayrılan Türk Pop Müziği’nin kilometre taşlarından Berkant, dün akşam TİM Türker İnanoğlu Maslak Show Center’de düzenlenen bir organizasyonla anıldı.Berkant Anma Gecesi, Tan Sağtürk koreografisiyle gerçekleşen dans gösterisiyle başladı. Sunuculuğunu Çiğdem Tunç ile oyuncu Taner Rumeli’nin yaptığı gecede Metin Özülkü ve orkestrası da gecede sahne alarak sanatçılara eşlik etti.Gecede sanatçının yol arkadaşlarından Selçuk Ural, İskender Doğan, Bilgen Bengü, Seyyal Taner, Güzin-Baha, Asu Maralman, Ercan Turgut, Metin Ersoy’un da aralarında bulunduğu Türk Pop Müziği’nin unutulmaz sesleri katılarak hem Berkant şarkılarını hem de kendi şarkılarını seslendirdiler. Günümüz müziğinin temsilcilerinden Cenk Yüksel de sanatçının unutulmaz şarkılarından “Hayat Sevince Güzel”i seslendirdi.(DHA)