‘Çalınan paran değil, ülkenin ahlakı’

Geçtiğimiz yıl 17 Aralık günü Türkiye, tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla tanıştı.Aralarında bazı bakanlar ve çocukları, bürokratlar ile işadamlarının bulunduğu 71 kişi gözaltına alındı. Bakan çocuklarının evlerinde yapılan aramalarda ayakkabı kutularında ve kasalarda saklanan paraların bulunması günlerce konuşuldu. Açılan yolsuzluk soruşturması geçtiğimiz günlerde takipsizlik kararıyla sonuçlansa da milyonların hafızasından silinmedi. Dün ülkenin pek çok şehrinde ‘17/25 Aralık Yolsuzluk Haftası’ adıyla eylemler yapılırken, yolsuzluğun yıldönümü sosyal medyada da günün en çok konuşulan konusu oldu.Sanat, siyaset ve medya dünyasının ünlü isimleri de yolsuzluk tweet’lerine kayıtsız kalmadı. Ünlü isimler sabahın ilk saatlerinde Trend Topic olan, ‘#17Aralık’ ve ‘#HırsızVar’ hashtag’i ile ilginç tweet’ler attı. Usta tiyatrocu Genco Erkal, “17-25 Aralık Kutlu Rüşvet ve Yolsuzluk Haftanız hayırlara vesile olsun.” yazarken, Melike Demirağ, “Haklarında onca yolsuzluk suçlaması olan iktidar siyasetçileri de makul şüpheli değil mi ortakları gibi? Şüpheli, şüpheliyi nasıl sorgular? Bugün 17 Aralık.. Avrupa Birliği ile müzakere tarihi.. Hepimize kutlu olsun.” tweet’i attı. Can Dündar, “40 Haramiler”in haftası başladı bugün. #17Aralık Unutmadık, unutturmayacağız.” tweet’ini paylaşırken, Ahmet Ümit hesabından, “Bugün 17 Aralık, bugün Yolsuzluk ve Hırsızlık Haftası’nın başlangıç günü. Çalınan sadece paran değil ülkenin ahlakı. İzin verme. #HırsızVar” ifadelerini kullandı.İşte sanat, siyaset ve medya dünyasının paylaştığı o tweet’ler:Haluk Levent:Acilen yandaş olmam şart .. Yardım edin. 17 Aralık’ı unutma diyenler! Son 30 yılda Bayındırlık Bakanlığı,Turban,TMO,Yem sanayi,Sümer Holding i de unutma Yolsuzluk sadece bugün değil.Fatih Portakal:Vicdansızlığın kurbanları #AliTatar’ı #KuddusiOkkır’ı #TürkanSaylan’ı #unutmadık tıpkı 17/25 Aralık’ı unutmadığım gibi.Şevket Çoruh:“Hırsızım altın kafeste aman “diye bi türkü varmıydı yeni beste yapıyorum da arak olmasın.Nejat işler: Tapeler Ortaya Çıkmasa , vicdansızlık ortaya çıkacakmış. Söz Milletin .. 16’ dan sonra 18 gelmesin diye gece hiç uyumadım .. Biraz uyuyayım.Sabahat Akkiraz: #HırsızVar Allah kimseyi hırsızı, arsızı ve zalimi savunmak zorunda bırakmasın.İrfan Değirmenci: Öyle yoruldum ki mikrofonu üzerimden çıkarmayı unutmuşum, sesçi arkadaş arkamdan koştu, iyi #hırsızvar diye bağırmadı bari! Yarın görüşürüz.Atilla Taş: Kutlu olsun bugün 17 Aralık! Neşe doluyor tüm hırsız kalabalık! Ayakkabı kutuları parayla dolsun! Polis gelirse, Reza’nın önüne yatarık!Şafak Pavey: 17 Aralık 2013; “Büyük ölçüde derken sıfırladınız mı yoksa?” “Sıfırlamadık henüz babacığım. 30 milyon Avro gibi bir miktar daha var.”Onur Akay: #17Aralık bazıları için utanç verici olsa da, gurur duymalıyız ki ‘unutmadık unutturmayacağız’ diyenlerimiz hâlâ var!Nazlı Ilıcak: Haksızlığa uğrayan meslektaşlarla dayanışma içindeyiz. Ama 17/25 Aralık Yolsuzluk Haftasını unutmadan/unutturmadan. Ergeç hesap verecekler.Mustafa Altıoklar: #HIRSIZVAAARRR DİYE BAĞIRACAĞIM HER SAATİN BAŞINDA, PENCEREYİ AÇIP…Nilüfer Açıkalın: hırsızlar haftasına özel sıfırlama kekleri kurabiyeleri falan göremiyorum tabi ilk yılı olduğu için kutlamalar oluşum aşamasında herhâlnehâ.

Guguk Kuşu’na nazar değdi, sahnede oyuncunun ayağı kırıldı

Beyazperdenin kült filmlerinden ‘Guguk Kuşu’ndan tiyatroya uyarlanan oyunun galasında talihsiz bir kaza yaşandı.Guguk Kuşu oyununda Oktay Kaynarca, Deniz Uğur ve Tuğba Ünsal ile başrolleri paylaşan Galip Erdal, oyunun son sahnelerinde düşerek ayak bileğini kırdı. Galip Erdal, Guguk Kuşu’nda sağır ve dilsiz Reis Bromden’ı canlandırıyordu. Oyunun sonuna doğru akıl hastanesinden kaçmak için pencereye çıkan Erdal, bu pencereden düşerek ayağını kırdı. Galip Erdal, ayağını kırdığı sahneden sonra seyircileri selamlamaya da gelmedi, sadece kenardan kendini gösterip acı içinde sahne arkasına döndü. Oktay Kaynarca’nın da olduğu oyuncular bu düşüşü anladı ancak oyun içinde müdahalede bulanamadı. Oyun içinde aynı pencereyi Tuba Ünsal (Candy) ile Gamze Uçar (Sandry) da akıl hastanesine girip çıkmak için kullanmıştı. Florence Nightingale Hastanesi’ne kaldırılan Erdal, ameliyata alındı. Erdal, “Prömiyerde başıma gelen bu kazadan dolayı son derece üzgünüm. O an acıyı hissetmedim ve aklımdaki tek şey selama kadar kimseye hissettirmeden sahnelerimi tamamlamaktı. 1 ay kadar sahneden uzak kalacağım. Tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ederim, beni yalnız bırakmadılar.” dedi. Çolpan İlhan ve Sadri Alışık Tiyatrosu’nun en iddialı oyunlarından biri olan Guguk Kuşu’nun, 17 Aralık Çarşamba akşamı Yunus Emre Kültür Merkezi’nde sahnelenecek oyun iptal edildi. MAGAZİN SERVİSİ

Ünlülerin diyetleri pek tehlikeli!

Dünyaca ünlü oyuncular, taş devri insanlarının asırlar önceki yaşam biçiminden rol çalıyor. Nasıl mı? Aralarında ‘Taş Devri’ diyeti olarak bilinen Paleo’nun da bulunduğu diyetleri uygulayarak. Paleo, tahıl ve süt ürünlerinden uzak durmayı gerektiriyor. İngiliz Diyetisyenler Derneği, süt ürünlerini tüketmemenin kalsiyum eksikliğine yol açabileceğini belirterek, diyetlerin tehlikesine vurgu yapıyor.Beyonce, Adriana Lima, Megan Fox, Jennifer Aniston… Sanat dünyasının dünyaca ünlü bu isimleri, hem başarıları hem de güzellikleriyle adlarından söz ettiriyor. Her günleri kamera karşısında geçen sanatçılar, güzel görünmek uğruna adeta diyetlerle yaşıyorlar. ABD’li oyuncu Megan Fox, ‘Beş faktör diyeti’, şarkıcı Beyonce ‘Vegan Before 6’, sinema yıldızı Jennifer Aniston kendi ismiyle anılan diyetle zayıflayanlar arasında. Fit görünüşlerini diyetlere borçlu olduklarını söyleyen ünlü isimlere İngiliz Diyetisyenler Derneği’nden kötü haber var: Tahıl ve süt ürünleri tüketmeyen ünlülerin diyetleri tehlikeli. Çünkü bu ürünlerin tüketilmemesi kalsiyum eksikliği, kabızlık ve arsenik zehirlenmesi gibi rahatsızlıklara yol açıyor.Oscar ödüllü oyuncu Matthew McConaughey, ‘Taş Devri’ diyeti olarak bilinen Paleo’yu uygulayanlardan. Bu diyeti uygulayan oyuncuların, taş devri insanlarının 10 bin sene önceki hayat tarzlarından rol çaldığını söylemek mümkün. Zira ekmek ve pasta gibi tahılların yanı sıra peynir, yoğurt gibi süt ürünlerinden de uzak durmaları şart. Sadece bitki ve et ile karınlarını doyurmaları gerek. Ünlüler arasında oldukça popüler olan bu diyet, Caveman diyeti olarak da biliniyor. Brezilyalı manken Adriana Lima, vücudunu bu diyete borçlu olduğunu dile getirenlerden. Her türlü işlenmiş besinden uzak duran Lima, taze sebze, meyve ve kuruyemişe ise tolerans gösterebiliyor. Bu diyette gazlı içeceklerin yerine ise sindirim sistemini çalıştıran kefir tüketimine izin veriliyor. Lima gibi pek çok ünlü bu diyetle yaşadığını söylese de uzmanlara göre bu doğru bir diyet yöntemi değil. Dernek yetkilileri, süt ürünlerini tüketmemenin kalsiyum eksikliği, kabızlık ve arsenik zehirlenmesi gibi rahatsızlıklara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. 7 bin 500 diyetisyenin üye olduğu derneğin sözcüsü Sian Porter, “Öyle gözüküyor ki milletçe bir anda kilo kaybetmek için sihirli bir değnek arıyor gibiyiz. TV, dergi ya da billboardlarda gördüğümüz bedenlere hemen sahip olmak istiyoruz.” diyerek bu tutumun doğru olmadığını aktarıyor.KİLO VEREYİM DE GREYFURT YAĞI BİLE KOKLARIM!Bazı ünlü isimlerin diyetlerinin yanı sıra alışkanlık haline getirdiği ilginç yöntemler de var. Tıpkı Nicole Kidman’ın sabah akşam haşlanmış yumurta yemesi, Reese Witherspoon’un bebek maması tüketmesi, Megan Fox’un yemekten önce elma sirkesi içmesi ve Reene Zellweger’in tok hissetmek için buz çiğnemesi gibi. Jennifer Lopez, greyfurt yağını koklayıp, böylelikle yağ yaktığını düşünenlerden. Miranda Kerr, her yemekten önce dört kaşık Hindistan cevizi yağı tüketirken, Kylie Minouge her yemekten önce greyfurt yemeyi tercih ediyor.

Hükümetten sanata bir darbe daha: 6 yıldan eski tiyatrolara ödenek yok

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2014-2015 sanat sezonu için destek vereceği özel tiyatroları belirledi.Dün toplanan kurulda alınan kararda sadece yeni kurulmuş profesyonel, amatör, gençlik, çocuk ve geleneksel tiyatro topluluklarına ödenek ayrıldı. Önceki yıllarda köklü tiyatrolara destek veren ancak son iki yıldan bu yana politika değiştiren bakanlık, 6 yıldan eski olan tiyatro topluluklarını destek kapsamının dışına çıkardı. Tiyatronun usta isimlerinden Haldun Dormen, kararı şiddetle kınadığını, doğru bulmadığını söyledi. Dormen, “Benim özel tiyatrom yok. İyi ki de yok artık bu durumda çünkü ben de destek alamayanlar arasında olurdum. Bilakis eski tiyatro topluluklarına verilmesi lazım, onların yaşatılması lazım. Hatta bence kuruluşu 2 seneden az olan tiyatrolara destek verilmemesi gerekir ki; kendilerini ispat etsinler, destek almaya hak kazansınlar.” dedi. Tiyatro Kare Genel Yayın Yönetmeni Nedim Saban da, Twitter adresinden yeni uygulamaya tepki göstererek, bu uygulamadan faydalanmak için korsan tiyatro topluluklarının kurulduğunu söyledi. Saban, “Hükümetten sanata taptaze bir darbe daha! Yandaşlarına para dağıtmak için artık altı yılı geçen köklü tiyatroların ödeneğini kesme kararı… Sanatta tutarlılık, süreklilik esasken Kültür Bakanlığı yeni kurulan yandaş tiyatroları kollamak için 6 yıl dayanabilenleri doğrama kararı aldı.” ifadelerini kullandı. Eskiden devlet desteğinin en az üç yılını doldurmuş kurumlara yapıldığını belirten Saban, şöyle devam etti: “Şimdi altı yılı geçen kurumların bitirilmesine karar verildi. Komisyon üyesi Turgay Nar ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Nejat Birecik, kararı protesto ederek kurulu terk etmiş. Peki, sizce Refik Erduran ne yapmış? Komisyon üyesi Refik Erduran, eskiden Nazım’ı yurtdışına kaçırmıştı. Şimdi bu yıl kurulan 77 yandaş tiyatroyu gözden kaçırmış. Bu yıl alelacele kurulan ve yardım alacak olan 77 tiyatronun çoğu korsan. Geçen yıl altı ayrı yardım alıp, oyun bile oynamayanlar vardı. Bu ilkesizlik ve sanat politikasıyla, özel tiyatro bilet fiyatları mecburen daha da artar. Seyirci ya mecburen seyreder, ya hesap sorar.”

Birleşen Gönüller, millî sinema hareketinde bir milat oluşturuyor

1940’lı yılların Sovyet Rusya’sından 1990’lara uzanan gerçek bir aşk hikâyesini anlatan ‘Birleşen Gönüller’ filmi 24 Ekim’de girmişti vizyona. 1 milyon 507 bin 144 kişinin izlediği film 2014’ün en çok izlenen 6’ncı filmi.Film için sinema salonuna giden isimler arasında gazeteci, yazar ve sinema eleştirmenleri de vardı. Birleşen Gönüller’in, sabrın, zorlukları yenmenin anahtarı olduğu mesajını verdiğini belirten gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak, “Özenle yapılmış. Türk sinemasının yüz aklarından diyebilirim.” ifadelerini kullanıyor. Sinema eleştirmeni Ali Murat Güven de, “Milli sinema hareketinde bir milat oluşturuyor. 44 yıllık serüvenin çok önemli yapı taşlarından biri. Akıcı, kaliteli ve olgun bir sinema dili. Yalnızca Fikret Hakan gibi bir ustanın tadına doyamadığımız oyunculuğu bile filmi klasikler arasına sokmaya yetecek.” diyor. Yazar İhsan Atasoy da filmin ‘Musibette daima kendinizden daha ağır olanlara bakın, nimette de kendinizden aşağıda olanlara bakın. O zaman sabreder ve şükredersiniz.’ hadis-i şerifini hatırlattığını söylüyor. Filmi üç kez seyrettiğini belirten ilahiyatçı-yazar Cemil Tokpınar ise, “Niyaz ve Cennet’in bir günlük hayatında dikkat çeken mesajların, bugün insanî ilişkilerde ve aile hayatında en çok muhtaç olduğumuz sevgi, aşk, vefa, fedakârlık gibi faziletler olduğunu görüyoruz. Onlar, sevdiğini elli gün bile beklemekte zorlanan eşlere, elli yıl beklemenin mümkün olduğunu gösteriyor.” diye konuşuyor. Filme konu olan hikâyeye benzer eserler kaleme aldığını kaydeden eğitimci-yazar Halit Ertuğrul da, “Genç neslin izlemesini arzu ediyorum. Çünkü günümüz nesli imkânlar içinde doğdu. Hakikat uğruna, din-i mübin uğruna yapılanları, gayretleri çok fark edemedi. Bu türlü çalışmalar gençliğimiz dünyasında ufuk oluyor.” değerlendirmesinde bulunuyor. Türk dizi ve filmlerinin Arap dünyasında izlendiğine dikkat çeken Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şadi Eren de, “Bizim kültürümüzü, dünyamızı, değerlerimizi yansıtan filmler ve diziler artmalı.” yorumunu yapıyor.Anneanne ve dedesinin Azerbaycan’dan Aras Nehri’ni aşarak Iğdır’a geldiklerini anlatan Ali Murat Güven şöyle devam ediyor: “Gözyaşlarımı tutamadım. Merhamete, sevgiye, dostluğa, vefaya, insanca mesajların televizyon ve sinema üzerinden topluma verilmesine ihtiyacımız var. Film bunu ifa etti.” Güven, milli sinema hareketinin handikaplarından didaktiklik ve mesaj kaygısının filmde denetim altına alındığını kaydediyor. Yunus ve Dilek çiftinin hikâyesinin eğitim seferberliğinin arkasındaki yıkılmaz gücü gösterdiğine dikkat çeken Tokpınar, “Bu güç, iki cihan saadetine odaklı yaşatma idealine kilitlenmiş yiğitlerin iman, ihlâs, feragat, fedakârlık ve dualarıdır. Bugün bazı güçlerin bu eğitim seferberliğini akamete uğratmak için giriştikleri çabaların etkisiz kalmasının sebebi de, işte bu adsız kahramanlardaki mağlup edilemeyen güzelliklerdir.” diye anlatıyor.

Sanatçıyım bir derdim var!

Dünyaca ünlü pek çok isim sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor. İnsan hakları, mülteciler, iklim değişikliği ve savaşlara karşı yürütülen kampanyalar başı çekiyor. Hasankeyf ve Burdur Gölü için yapılan çalışmalara destek veren Tarkan, ülkemizin en aktivist ismi.Angelina Jolie, Sean Penn, George Clooney, Leonardo DiCaprio, Tarkan, Tuba Büyüküstün, Muazzez Ersoy ve Aamir Khan… Ünlü isimleri aynı haberde birleştiren şey, sosyal sorumluluk projelerinde yer almaları. Kimisi insan ve çocuk haklarını savunuyor, kimi iklim değişikliğine karşı savaşıyor kimi de savaş karşıtı eylemlerde boy gösteriyor. Listenin başında hiç şüphesiz bugüne kadar 20’den fazla ülkede savaş bölgesi ve mülteci kampını ziyaret eden Angelina Jolie geliyor. Oscar ödüllü bir diğer oyuncu Sean Penn ise savaş karşıtı kimliğiyle biliniyor. Tarkan, Hasankeyf ve Burdur Gölü için çalışmalara destek veriyor. Bollywood’un ünlü oyuncularından Aamir Khan ise tacize karşı çocukları bilinçlendiriyor.Birleşmiş Milletler Yüksek Komisyonu iyi niyet elçisi olan Angelina Jolie, 2001’de ilk saha çalışmasını Sierra Leone ve Tanzanya’da gerçekleştirmişti. “Hepimiz eğer kötü bir durumda olsak birilerinin bize yardım edeceğine inanmayı isteriz.” demişti. Türkiye’de Suriyeli mültecilerin kaldıkları kampları da ziyaret eden Jolie, Kamboçya, Etiyopya ve Vietnam’dan birer çocuk da evlat edinmişti. Jolie, kocası Brad Pitt ile Jolie-Pitt adlı bir yardım kuruluşunu da kurdu. Birleşmiş Milletler barış elçisi olan Leonardo DiCaprio, küresel ısınma ile ilgili çalışmalara destek veriyor. DiCaprio’nun vakfı, doğal yaşamı koruma konusunda aktif olarak çalışsa da bir özel jete ve petrol zengininden kiraladığı dünyanın en büyük beşinci yatına sahip olması nedeniyle eleştiriliyor. George Clooney de Sudan’ın batısında yer alan Darfur bölgesindeki soykırım ve Irak için aktif olarak çalışmalar yapıyor. Oscar ödüllü oyuncu daha önce Sudan’a gitmişti. Clooney, ayrıca, ‘Darfur Now’ isimli bir belgeselde de oynadı.Yönetmen ve aktör Sean Penn, 2002’de dönemin Amerika Başkanı George Bush’un Irak politikasını eleştirmek için Washington Post’ta tam sayfa ilan vermiş ve bunun için 56 bin dolar ödemişti. Penn, Mısır’ın başkenti Kahire’deki Tahrir Meydanı’nda düzenlenen protesto gösterisine de katılmıştı. 2010’da meydana gelen Haiti depreminin ardından yürüttüğü çalışmalarla Nobel ödülü sahiplerince verilen 2012 Barış Zirvesi Ödülü’ne layık görülmüştü. 2009’da 17 yaşındayken Amerika Birleşik Devletleri’nde Birleşmiş Milletler çocuk fonu elçiliğine seçilen Selena Gomez, bu alanda görev alan en genç kişi. Bollywood’un ünlü aktörlerinden Aamir Khan, 2012 yılından beri hazırladığı ‘Satyamev Jayate-Gerçek Daima Kazanır’ isimli programında tacize karşı çocuklara farkındalık mesajı veriyor. İspanyol aktör Antonio Banderas, yoksullukla mücadele için 17 Mart 2010’da UNDP’nin iyi niyet elçisi atanmıştı.Türkiye’nin en aktivist ismi TarkanHasankeyf’in sular altında kalmaması için uğraşan Tarkan, bu konuda Türkiye’den öne çıkan isim. Tarkan, Hasankeyf’le ilgili kültür bakanı ziyaretinden, ‘Uyan Uyan’ adında bir şarkı bestelemeye kadar pek çok eylemde bulundu. Tarkan, Hasankeyf’le ilgili olarak, “Ulusal bir değer olması gereken bir yerken sular altında kalacak olması beni üzüyor, hepimizi üzüyor.” demişti. Doğa Derneği’nin Burdur Gölü’nü Kurtarma Projesi’nin çalışmalarına destek vermişti. Oyuncu Tuba Büyüküstün de UNICEF Türkiye iyi niyet elçisi olmuştu. Büyüküstün, BM iyi niyet elçisi olarak, çocukların haklarının iyileştirilmesi, olağanüstü hallerde de çocukların haklarının korunması için çalışacağını söylemişti. BM iyi niyet elçisi unvanına sahip sanatçı Muazzez Ersoy da mültecilerin sorunlarına dikkati çekmek için çalışmalar yürüttü. 2011’de açlıkla mücadele eden Somali’yi ziyaret etmişti. Aktivist kimliğiyle bilinen diğer ünlü isimler ise şöyle: Michael Moore, Natalie Imbruglia, Charlize Theron, Al Gore, Brigitte Bardot, Cindy Crawford, Mariah Carey ve Alec Baldwin, Kıvanç Tatlıtuğ, Toprak Sergen ve Pelin Batu.

O dönemi öğrenmek için gerçek kılıçla savaşıyorum

Oyuncu Engin Altan Düzyatan, MBC4 kanalının ‘Turki Ekstra’ programının konuğuydu. ‘Diriliş-Ertuğrul’ dizisinde Ertuğrul Gazi’yi oynayan Düzyatan, giydiği kostümlerinin o döneme uygun olduğunu söyledi.Üzerindeki malzeme ağırlığını hafifletemediğini anlatan Düzyatan, “Üzerimdeki deri nereden baksanız 5 kilo. Benim kullandığım kılıç, gerçek ağırlığında; yaklaşık 1,5 kilo. Savaş sahnelerinde biraz daha gerçekçi olmasını istediğim, o zamanki insanların neler çektiklerini bir şekilde öğrenmek ve çok da şık göründüğü için gerçek kılıçla savaşıyorum. Üzerimde yaklaşık 7 katman var. Bunun keyfi de başka. ‘Şu anda daha rahat bir işte çalışmayı tercih eder miydin?’ dersen, etmezdim. Bu işin içinde olmak benim için çok zevkli.” ifadelerini kullandı. Ömrün aşkı ve doğru insanı bulmakla geçtiğini belirten Düzyatan, “Eğer bulduysanız ve o aşkın içindeyseniz hayat sizin için bir şekilde rahatlıyor. İşinize ve diğer yaşamınıza konsantre olacak alanınız oluyor.” diye konuştu.

Büyük Dünyaları küçük evlere sığdırmışlar

Bundan 500 yıl önce Bavyera Dükü V. Albercht, kızı için yaşadıkları malikanenin küçük bir modelini yaptırır.Renkli camlı pencereleriyle gotik tarzdaki dört katlı ev bittiğinde öyle güzel olur ki Dük, bu maketi kendi özel koleksiyonuna katar. Küçük kız da bu model ev ile asla oynayamaz. Tarihteki ilk bebek evi kayıtlara böyle geçmiş. İçindeki minyatür bebek ve mobilyalardan dolayı ‘bebek evleri’ diye anılsa da bu evler yüzyıllar boyunca yetişkinlerin eğlence kaynağı olmuş. Yapılışı oldukça maliyetli olduğu için çocukların el sürmesine bile izin verilmemiş. Koç Müzesi 20. yılına özel hazırladığı ‘Hayallerle Dolu Küçük Evler’ sergisiyle bizi bu evlerin masalsı dünyasına götürüyor. Koleksiyonda, 19’uncu yüzyıldan itibaren üretilmiş İngiliz, Alman, Fransız ve Amerikan yapımı bebek evleri yer alıyor. Aralarında en eski olanı ise Ruby Gibs için 1880’de yapılan ahşap Ruby Villa. Kaynaklara göre 18. yüzyılda Avrupa’nın zenginleri, yaşadıkları evlerin modellerini yaptırmak için birbiriyle yarışmış. Çay partilerinde bir araya gelen hanımlar, zamanlarını bu model evlerin içini döşemekle geçirmiş. Erkekler de evin içindeki mobilya ve aksesuarları imal etmişler.Yüzyıllar boyu, özellikle Avrupa ve Amerika’da popüler olan bebek evlerinin en önemli özelliği, o dönemin kültürünü ve tarihini yansıtmaları. Bu evlere bakarak dekorasyon özelliklerinden yaşam tarzına pek çok konuda bilgi edinmek mümkün. Evde kullanılan sandalye, masa, halı, avize, perde ve giysiler asırlar öncesinin moda ve estetik anlayışını gösteriyor. Yine modellerin içine yerleştirilen bebekler de günlük yaşam ve hane halkı arasındaki ilişkilerle ilgili bilgi veriyor. Mesela bazı modellerde aileyi temsil eden heykeller bal mumundan, uşak ve hizmetçi figürleri ise ahşaptan üretilmiş. Başlangıçta el üretimi ve atölye işi olan bu evler zamanla fabrikasyon evlere dönüşmüş. Maliyeti ucuzlayınca orta sınıf için de ulaşılabilir hale gelmiş.Rönesans’ın en güzel düğün hediyesiRönesans’ta en güzel düğün hediyesi olarak atfedilen bebek evleri, genç çiftlerin evlerinin değerli bir süsü sayılıyor. Avrupalı zenginlerinin şık malikânelerinin bu görkemli modelleri bir dönem de küçük hanımlara ev yönetimini öğretmek için birer araç olarak kullanılıyor.Kraliçe Mary’nin ‘Bebek Evi’ için bin 5 yüz kişilik bir ekip çalışmış19’uncu yüzyıl İngiliz bebek evleri genellikle aile mirası olduğu için çok iyi saklanmışlar. Bunların pek çoğu bugün de kişisel koleksiyonlar arasında ya da müzelerde bulunuyor. Kraliçe Victoria’nın ve Kraliçe Mary’nin bile çocukluklarından kalma bebek evleri var. Kraliçe Victoria’nın bebek evi günümüzde Londra’daki Kensington Palace’ta, Kraliçe Mary’nin bebek evi ise Windsor Castle’da sergileniyor. 1920’lerin en önemli bebek evlerinden olan Kraliçe Mary’nin modeli için sanatçı ve yazarlardan oluşan bin 5 yüz kişilik bir ekibin çalıştığı biliniyor. 17’nci yüzyılda maddi gücü iyi olmayan vatandaşların bebek evlerinin cazibesine karşı koyamadıklarına dair üzücü hikâyeler de var. Örneğin Ausburglu Frau Negges, bebek evine ayırdığı bütçeyi dengeleyemediği için mali zarara uğramış.

Ne ara bu kadar gaddar oldun Yavuz?

Berkin Elvan ile ilgili açıklamalarıyla tepkilerin odağında olan sanatçı Yavuz Bingöl, bu kez sanat camiası tarafından topa tutuldu. Genco Erkal, “Saraylara layık sanatçılarımız var çok şükür.” dedi. Türkücü ve milletvekili Sabahat Akkiraz ise “Ne konuşacak bir konu ne de konuşulacak bir adam görüyorum.” ifadelerini kullandı.Sanatçı Yavuz Bingöl’ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Berkin Elvan’ın annesini yuhalatmasıyla ilgili açıklamalarına tepkiler sürüyor. Sosyal medyadan gösterilen tepkilere ünlü isimler de dahil oldu. Usta oyuncu Genco Erkal, “Saraylara layık sanatçılarımız var çok şükür. Zaten onlar için geniş tutuldu saray. Yıkama-yağlama-aklama odaları olacak. Oraya yerleşecekler.” yazdı. Oyuncu Metin Zakoğlu da, “Yavuz Bingöl’ün konuşmasını dinledim… Önerim, AKP’ye üye olması. Zaten bir kamu reklam filmini kapmış! Yerini belli etmiş…” ifadelerini kullandı. Sunucu Fatih Portakal, “Allah kimseyi Yavuz Bingöl durumuna düşürmesin. Açık ifade ile ‘Ohh iyi olmuş der’ gibi bir durum.. Çok yazık..” tweet’i attı. Milletvekili Sabahat Akkiraz, “Yavuz Bingöl konusunda neden konuşmuyorsun diyorlar; ne konuşacak bir konu ne de konuşulacak bir adam görüyorum. Hızır paşalarla işimiz olmaz.” yorumunu yaptı. Gazeteci Cüneyt Özdemir ise, “Yavuz! Sen ne ara bu kadar gaddar oldun be kardeşim bu nasıl laf? Bu nasıl bir karşılaştırma? Herkesi geçtim sen kendine Berkin Elvan’a bu sözleri söylemeyi yakıştırıyor musun?” dedi. Oyuncu Şebnem Sönmez, “Yavuz Bingöl kadar anlayışlı olamadığım için utanmam gerekiyorsa, farkında değilim. Onun dediğinden utandım. O da bunun farkında değil.” cümlelerini kullandı. Sanatçı Atilla Taş’ın yorumu ise, “Berkin’in babası Sami Elvan’ın “Berkin’in telefonunda Yavuz Bingöl’ün şarkıları var, hepsini sileceğim.” lafı yüreğimi acıttı! Değer miydi?” oldu.Bingöl’ü kaldırıp Berkin’i astılarİzmir’in Narlıdere ilçesinde 2001 yılından bu yana “Yavuz Bingöl” olarak resmi kayıtlarda yer alan sokağın ismi “Berkin Elvan” olarak değiştirildi. Narlıdere Belediye Meclisi’nde sokak adı değişikliği, grup kararıyla yapıldı. Aralarında Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur’un da bulunduğu CHP’li 24 meclis üyesinin kabul oyuyla alınan karar, 5 Ocak 2015’te yapılacak toplantıda resmileşecek. ÖZDEMİR ÖZKAN İZMİR

100 beyin çalındı, üniversite şokta

ABD’nin Teksas Üniversitesi’ndeki 100 beyin çalındı. Çeşitli araştırmalar için kullanılan beyinlerden birinin, saat kulesinden etrafa ateş açarak 16 kişinin ölümüne, 31 kişinin de yaralanmasına yol açan Charles Whitman’a ait olduğu öne sürülüyor.NBC News’teki habere göre çalınan beyinler, üniversitenin numunelerinin yarısını oluşturuyordu. Psikoloji profesörü Lawrence Cormack, öğrencilerin Cadılar Bayramı nedeniyle beyinleri aşırmış olabileceğini iddia etti. Ancak buna pek ihtimal verilmiyor. Beyinlerin yaklaşık 28 yıl önce Austin Hastanesi tarafından üniversiteye transfer edildiği belirtiliyor.